Din aleminin sanal buluşma platformu
Yeni Sayfa 1

Favorilerime Ekle   Anasayfam Yap

BÜYÜKLER İÇİN DERS DOKÜMANLARI Genel Sunumlar İlköğretim Sunumları Lise Sunumları  
Yeni Sayfa 1
Başyazı:" İSLÂM’DA KADININ YERİ"
Kadın bir eşya gibi alınıp satılırken, Onu o konumdan alıp, Cennet'i ayaklarının altına seren bir Medeniyetin adıdır 'İSLAM'!...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ilkyazımızda İslam’da kadının yeri konusu üzerinde durmayı uygun gördük. Yüce Allah yeryüzünde her şeyi çift olarak yaratmış, insanoğlunu da erkek ve kadından yaratarak bu ikisinden neslin devamını sağlamıştır. Şüphesiz kadın ve erkek fıtri olarak aynı özelliklere sahip değildir. Erkek ailenin geçim ve maişetini temin etmekle görevlendirildiği için fiziki olarak daha güçlü, daha sert ve daha dayanıklı olarak yaratılmışken, kadın ise çocuk terbiyesi sorumluluğuyla daha duygusal, daha şefkatli ve daha merhametli olarak yaratılmıştır. Ancak bu fıtri farklılığa rağmen Yüce Allah, kadın ve erkeğin eşit sorumluluğuna vurgu yapmıştır. “Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.” (4/Nisa, 124) ayetiyle Yüce Allah üstünlüğün cinsiyette değil takvada ve iyi işlerde olduğunu belirtmiştir. Hz. Peygamber de insan olmaları itibariyle bütün insanların bir tarağın dişleri gibi eşit olduğuna vurgu yaparak kadın ve erkeği bir bütünün iki yarısı şeklinde tanımlamıştır. Bunun için, İslâm’a göre üstünlük, ancak takva ile yani Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmekle gerçekleşmektedir.
Herkesçe malumdur ki, Hz. Peygamber’in dünyaya teşrif ettiği toplumda kadının itibarı son derece düşüktü. Öyle ki cahiliye insanı kız çocuklarının dünyaya gelmesini kendileri açısından en büyük utanç kaynağı olarak kabul eder ve bu utanç tablosundan bir an önce kurtulmak isterlerdi. Bu konuda Yüce Allah şunları ifade etmiştir: “Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde(!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!” (16/Nahl, 58-59).
İnsani anlayışla bağdaştırılması mümkün olmayan bu cahiliye geleneğine göre onlardan bazıları kızlarını dünyaya gelir gelmez öldürür, bazıları da çocuk altı yaşına ulaştığında, onlara en güzel elbiselerini giydirip, akrabalarına götürdüklerini söyleyerek çöle götürür ve oradaki çukurlara gömerek o zavallı çocukları sırf kız oldukları için yaşamlarına son verirlerdi. Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,(81/Tekvir,5-6) ayetiyle Yüce Allah, insanlıktan nasibini almamış bu taşlaşmış kalplere yaptıkları zulmün hesabını soracağını ifade etmiştir.
Toplumsal hayatta herhangi bir işte çalışarak kendi ayakları üzerinde durabilme veya herhangi bir konuda fikir beyan edebilme hakkına sahip olamayan kadının o günkü toplum nazarındaki imajı, erkeğe hizmet etmek üzere yaratılmış bir mahlûk olmasıydı.
Peki! Cahiliye dönemi Arap yarımadasında kadının konumu bu iken diğer yerlerde durum bundan farklı mıydı? Bu soruya müsbet cevap çok zordur. Çünkü gerek Mısır’da, gerek Hindistan’da gerekse Çin’de kadın yine toplumda ikinci sınıf yarı özgür bir insan konumunda yer almaktaydı. Kadının bu makus talihi, Yüce Allah’ın, elçisini insanlığa rahmet olarak göndermesiyle değişmiş, bir hayvan kadar değeri olmayan kadın İslam diniyle hak ettiği konuma yani erkeğin diğer yarısı olarak eşit statüye kavuşmuştur. Hz. Peygamber’in eğitim- öğretim faaliyetleri arasına kadınları da dâhil etmesi, onlara toplumda görev ve sorumluluklar vermesi, kadınlardan biat alarak onlarla da istişare etmesi o dönem için hiç şüphesiz devrim mahiyetinde uygulamalardı. Hatta Hz. Peygamber kadınları o kadar güzel eğitmiş onlara o kadar özgüvenle yetiştirmeyi başarmıştır ki, bir kadın hutbe veren halife Hz.Ömer’in mehir konusundaki bir uygulamasını, ayete aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirmiş ve bu durum karşısında Hz. Ömer de “Ömer hata etti, kadın doğru söyledi” diyerek kadının haklılığını teyit etmiştir.

Hz. Peygamber kadınlara iyi davranmayı tavsiye ederek onların saygıdeğer konumuna vurgu yapmış ve onlara hak ettikleri değeri vermiştir. Bunu da “Cennet anaların ayakları altındadır” ve “Sizin en hayırlınız eşlerine karşı en iyi davrananızdır” gibi sözleriyle ifade etmiştir. Yine Hz. Peygamber’in anne-babalara kız-erkek ayrımı yapmaksızın bütün çocuklarına eşit muamele yapmalarını tavsiye etmesi, kız çocuklarını hakir gören cahiliye geleneğini ortadan kaldırmaya yöneliktir.

Bu noktada bir konuya daha açıklık getirmeyi istiyoruz. Hz. Peygamber’in “İlim öğrenmek kadın ve erkek her Müslüman üzerine farzdır.” sözü tüm açıklığıyla ortada iken, Hz. Peygamber kadınların eğitimine önem verip, bazen bizzat kendi, bazen de Hz. Aişe’yi görevlendirmişken sonraki süreçte “Kız çocuklarını okutmak günahtır” şeklinde bir anlayışın ortaya çıkması geçmişimizde kara bir leke olarak yerini almıştır. Üzülerek belirtmeliyiz ki, kanaatimizce bu durum kadını cahil bırakarak onlar üzerinde daha kolay hâkimiyet kurmayı amaçlayan erkek egemen bir zihniyetin ürünüdür. Bu ürün kısa zamanda meyvelerini vermiş ve kadın sosyal hayattan uzakta ev hayatına hapsedilerek sosyal statüsünü yeniden kaybetmiştir. Feminist zihniyetin İslam’ı en çok eleştirdiği nokta, İslam topraklarında kadının ikinci sınıf bir mevkide yer almasıdır. Ancak burada altını çizerek vurgulamak istediğimiz nokta şu ki: Geçmişte kadınımızın bu şekilde ikinci plana itilmiş olması en kâmil din olan İslam dininden değil bilakis bu dini tam olarak anlayamamış olan Müslümanlardan kaynaklanmıştır.
İslam dininde kadına ve kadın haklarına verilen önemi Hz. Peygamber’in bütün dünyaya ders olması gereken şu sözleriyle ifade etmek istiyoruz: “Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.” Sözlerimi son bir ifadeyle tamamlamak istiyorum: “21. Yüzyıl kadınların yüzyılı olacak ve kadınlarını iyi yetiştiren toplumlar ileri ve gelişmiş devletler arasındaki yerini alacaktır.”
Alim BAYHAN 
15.03.2011

Bu haber toplam 2028 defa okundu

Haber Hakkındaki Yorumlar (6)

Tümü

alim bayhan Allah razı olsun Burhan hocam teşekkür ederim, Zehra hocam muhtemelen salıları yayınlanacak, yeni konu başlığını henüz netleştirmedim,bu arada ilginizden dolayı çok teşekkür ederim, eksik olmayın 15.03.2011 
burhan terzioğlu Hayırlı uğurlu olsun hocam. Yeni görevinde başarılar dilerim . 15.03.2011 
zehra tunc bir sonraki yazınızın konusu nedir? ne zaman yayınlancak? merakla bekliyorum... 15.03.2011 
alim bayhan Teşekkür ederim Zehra hocam Allah razı olsun, inş. Allah utandırmasın Halitcim cümlemizi inş.Arkadaşlarımızın istifade edebileceği çalışmalara imza atarız inş. Allahın inayetiyle... 15.03.2011 
zehra tunc tebrikler... 15.03.2011 
Halit ARAPOĞLU Hayırlı uğurlu olsun Alim Hocam...Yazının başlığı olan cümleleri zaten 8 mart videomuzda kullandık...Kulübe hoşgeldin....:)) Allah utandırmasın... 15.03.2011 

Yorum yazabilmek için sistem girişi yapmanız gerekir.

       Benzer Haberler

Ayşe Ünal AYDIN: RAMAZAN AYI VE TERAVİH NAMAZI

Ayşe Ünal AYDIN: GÜLÜMSEYİN

Alim BAYHAN: DÜNDEN BU GÜNE DİN EĞİTİMİ VE İMAM-HATİP OKULLA

Ayşe Ünal AYDIN: YENİ NESİL TESETTÜR

Ayşe Ünal AYDIN:
"BİR AŞK HİKAY

Ayşe Ünal AYDIN:ZAMANIN ÖNEMİ VE YI

BAŞYAZI:"HİCRET" Ayşe Ünal

ANA-BABAYA İTAAT Mİ? İHSAN MI? Ayşe Ünal AYDIN

DENİZLİ’DEKİ BİR ETKİNLİĞİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ Ayşe ÜNAL AYD

ÇOCUK EĞİTİMİNDE ŞEFKAT VE SORUMLULUK DENGESİ Alim BA

KUR'ÂN TİLAVETİNDE KEMİYET Mİ? KEYFİYE

Konuk Yazar Rasül ÇÖVÜT: YENİ EĞİTİM SİSTEMİNDE İMAMHATİP OR

"DENİZLİ '4+4+4'E HAZIR" TOPLAN

NASIL BİR UMRE?... Ayşe Ünal AY

GÜLLERİN EFENDİSİ A. Ünal AYDIN

"GÜLLERİN EFENDİSİ":EFENDİMİZİN HAYATI SETİ TAMAMLAND

DENİZLİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ AÇILDI

Konuk Yazar Dr.Müh.Haluk Günerman: "JAPONLAR HAKKINDA İKİ TE

SUEDA NUR TEKİN'DEN BİR HİKAYE: "ZEYNEP ile MERYEM

Başyazı: YILBAŞINDA NOEL BABA BEKLEYEN ÇOCUKLARIMIZ

Konuk Yazar: A. Cüneyt TEKİN: ŞEB-İ ARUS KAVUŞMA GECESİ

ÖMÜRLERİ RAMAZAN OLANLARIN AHİRETTEKİ BAYRAMLARI MÜBAREK

HATA VE SEVABIMIZLA

AHMET ŞİŞMAN HAKK'A YÜRÜDÜ.

Başyazı: "İSTANBUL’UN FETHİNDEN GÖNÜLLER FETHİNE"

"Din Eğitiminde Müslüman, Öz Vatanında Parya! ÖYLE Mİ?!!

Başyazı: "İSLAM’DA ÇALIŞMANIN EHEMMİYETİ"

Başyazı: “KUTLU DOĞUM HAFTASI”: HZ. PEYGAMBER SEVGİS

Başyazı: BİLGİSAYAR EĞİTİM İÇİN BİR FIRSAT MI? YOKSA TEHL

Başyazı: ÇOCUKLAR İÇİN DİN EĞİTİMİNİN LÜZUMU

 

 

Yeni Sayfa 1

   
   
E-Posta:
Şifre:
Beni Hatırla

Kaydol

Şifrem?

 

   Site İstatistikleri

   
  Bugünkü sayaç: 65
  Toplam sayaç: 1.081.091
  Toplam Doküman: 1077
  Üye Sayısı: 9925
   


       Anket

 
 
 
 
 
 
 
 
 


Yeni Sayfa 1

duaistiyoruz@dinalemi.net

Tasarım-Hosting: Spark Bilişim