Din aleminin sanal buluşma platformu
Yeni Sayfa 1

Favorilerime Ekle   Anasayfam Yap

BÜYÜKLER İÇİN DERS DOKÜMANLARI Genel Sunumlar İlköğretim Sunumları Lise Sunumları  
Yeni Sayfa 1
Alim BAYHAN: DÜNDEN BU GÜNE DİN EĞİTİMİ VE İMAM-HATİP OKULLARININ DURUMU

Osmanlı devletinin son zamanlarında bütün kurumlarda görülen yozlaşma eğitim alanında da görülmüş her bakımdan güçsüz duruma düşen Osmanlı bozulan eğitim sisteminde gerekli ıslahatları tam olarak gerçekleştirememiştir. Medreseleri ıslah etmeye yönelik bir takım çalışmalar yürütülmüşse de bunda muvaffak olunamamış ve neticede günah keçisi olarak görülen medreselerin kapatılma yoluna gidildiği görülmüştür. Eğitimde ikiliği ortadan kaldırmayı amaçlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla birlikte müfredatında dini dersleri de içeren medreselerin lağvedilmesi ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 4. Maddesinde çocukların din eğitimi ihtiyacını karşılayacak bir kurumun açılacağının belirtilmiş olmasına rağmen bunun gerçekleştirilmemesi dönemin bazı din adamlarında rahatsızlık uyandırmıştır. Devrin din âlimlerinden Ahmet Hamdi Akseki bu rahatsızlığını şu sözleriyle ifade etmiştir:

“Aradan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen Milli Eğitimi Bakanlığı 430 no'lu kanunla taahhüt eylediği vazifeyi yapmamış, yapamamış ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yakinen ilgilendiren dini vazifelerde istihdam edilecek hiçbir eleman vermemiş olması ve Başkanlığın da bugüne kadar din adamları yetiştirecek mesleki bir müesseseye sahip bulunmaması yüzünden bugün memleketin birçok yerlerinde hakiki ve münevver bir din adamı bulmak şöyle dursun, camilerde mihraba geçerek halka namaz kıldıracak, minbere çıkıp hutbe okuyacak bir imam ve hatip bile bulunamamaktadır. Hatta bazı köylerimizde, ölenlerin teçhiz ve tekfini ile ebedi istirahatlarına tevdi gibi en basit dini bir vazifeyi ifa edecek kimseler dahi bulunamamakta ve cenazelerin kaldırılmadan günlerce ortada kalmakta olduğu senelerden beri işitilmekte ve görülmektedir.”

(Sebilürreşad, cilt V, sayı: 102: 19)

Yani Tevhid-i Tedrisat'la öğretimi birleştirme hareketi, kanunun gerekçesinde de belirtildiği gibi her ne kadar haklı gerekçelere dayansa da Müslüman halkın dini ihtiyaçlarını yok sayan, hatta halkı dini kültür ve yaşantıdan uzaklaştırmayı amaçlayan uygulamalar şeklinde tezahür etmiştir. (Suat Cebeci, 1996: 122)

Akseki’nin de belirttiği gibi bu dönemde din eğitiminin sekteye uğraması nitelikli din adamlarının yetişmesini de engellemiş, din konusunda ehliyetsiz bazı insanların din adamı kisvesiyle ortaya çıkmasına yol açmıştır. Böylece din adamlarının yetişmesine yönelik her yol fiilen kapanmış, dindarlar gerici damgası yiyerek din aleyhine propagandalar artmıştır. O dönemin aktif siyasetinde yer almış ve 46-50 döneminde Milli Eğitim Bakanlığı da yapmış olan Tahsin Banguoğlu, o dönemde pek çok problem olmasına rağmen halkın bir numaralı probleminin din hizmetleri ve din öğretimi meselesi olduğunu belirtmiş ve devamla:

“Şikayetler asılsız değildi. O tarihte bu hizmetler artık büsbütün sahipsiz kalmış görünüyordu. Camiler, mescidler bakımsız, tamirsizdi. İmam-Hatip Mektepleri kapatılmış, uzun yıllar din adamı yetişmez olmuştu. Beş on ayet ezberleyen din adamı geçiniyor, bunlara da “Hademe-i Hayrat” adı veriliyordu. Bir ara bunların aylıkları 10 lira olduğunu biliyorduk. İlahiyat Fakültesi kaldırılmış, vaiz, müftü seviyesinde mümine yol gösterecek kimse bulunmaz olmuştu. Nihayet uzun yıllardan beri okullarımızda din öğretimi yoktu.” (Banguoğlu, 1984: 97)

O dönemde Cumhuriyet gazetesi yazarı Nadir Nadi’ye göre de;
“Köyler İmamsız, Camiler Müezzinsiz Kalmıştı.” (Selamet mecmuası, sayı:10, 1948: 41)

Tevhid-i Tedrisat Kanunun 4. Maddesi'ne göre din hizmetlisi yetiştirmek üzere "İmam-Hatip Kursları" açılmış ancak bu okullar uzun süre varlığını devam ettirememiştir. Yeni sistemle birlikte 1924 tarihinde 29 okulla uygulamaya başlayan okulların sayısı 1925’te 26’ya, 1926’da 20’ye, 28-30 yılları arasında ise 2’ye düşmüş ve 1930’da da tamamen kapanmışlardır. (Parmaksızoğlu, 1966: 25)

Din adına yapılan olumsuz propagandalar, din hizmetlilerine ödenen düşük maaş ve toplumda din adamlarının itibarının düşürülmesi ve imajının sarsılması gibi sebeplerden dolayı bu okullara öğrenci bulmakta güçlük çekilmeye başlanmıştır. Diğer meslek okulu mezunlarına sağlanan maddi imkânların ve maişetin, bu okul mezunlarına yeterince tanınmaması da okullara olan talebi azaltmıştır. (Şanver, 1996: 334)
Bu okullara yapılan bir diğer itiraz da, bu okulların varlığının Tevhid-i Tedrisata aykırı bir durum teşkil ettiği noktasında olmuştur. Oysa bu okulların açılmasını zorunlu kılan bizzat "Tevhid-i Tedrisat Kanunu" idi. (Tosun, 1996: 106)

Akseki, bu okulların kapatılma gerekçelerini şu şekilde izah etmiştir:

“İlahiyat Fakültesiyle birlikte açılmış İmam Hatip Kurslarına gelince: Bugünkü hal ile bunlardan da hiçbir fayda memul değildir. Evvelce nasıl kapatılmış ise bugün de açılmadan kapanmış denebilir. Her birine iki şer yüz lira ücret verilen 5-6 muallim tarafından idare edilen bu kursların bir kısmında bir tek talebe yoktur. Bunun da sebebi atılan yanlış adımdır.” (Sebilürreşad, cilt V, sayı: 102: 67)
Milli Eğitim Bakanlığı mekteplere din dersleri koymasına rağmen alanında uzman din dersi öğretmeni yetiştirilmemesi ve yine planlı programlı bir müfredat uygulanmaması sonucunda bu derslerden de beklenen verim elde edilememiştir. Akseki, bunun nedenlerini ise şu sözleriyle izah etmiştir:
“Mekteplere konmuş olan din dersleri de hiçbir fayda temin etmemiş ve hatta bazı yerlerde öğretmenler için bir alay konusu olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığınca sınıf öğretmenlerine verilen emre karşı:
“-Biz laik öğretmenleriz; hem de bu dersler ihtiyaridir, istersek okuturuz.” denilmiştir. Hem öğretmenin hem de öğrencinin keyfine bırakılmış olan bir ders elbette bu neticeyi verecekti.”
(Sebilürreşad, cilt V, sayı: 102: 68)

Milli Eğitim çevrelerinde, modern eğitimin laik bir sistem içinde geliştirilmesi prensibi, dini devlet okullarının dışında tutmak olarak benimsenince, din dersleri, 1930-1931 öğretim yılından itibaren genel öğretim kurumlarından, 1939’dan itibaren de köy ilkokullarından kaldırılmış ve böylece din eğitimi, genel eğitimin dışında bırakılmıştır. (Bilgin, 1980: 45-46) 1933 yılında İlahiyat Fakültelerinin kapatılmasıyla birlikte 1949 yılına kadar Türkiye’deki okullarda din eğitim ve öğretiminin tamamen askıya alındığı görülmüştür.

Tüm bu tartışmalara rağmen CHP’nin 1947 Kongresinde aldığı karar istikametinde 1948-1949 öğretim yılından itibaren "Din Dersleri"'ne yeniden yer verilmeye başlanmıştır. (Bolay &Türköne, 1995: 167)

Bundan sonraki süreçte din dersinin önü açılmış ve müspet gelişmeler devam etmiştir. 1 Şubat 1949 tarihli tamimle ilkokullara "Program Dışı Din Dersleri"'nin konması "İmam-Hatip Kursları"'nın açılması, "İlahiyat Fakültesi"'nin kurulması 4 Kasım 1950 "Din Derslerinin Program İçine Alınması", 1951’de "İmam-Hatip Okulları"'nın açılması 1956’da "Ortaokullara Din Derslerinin Konulması" ve nihayet 1960 tarihinde "Yüksek İslam Enstitüleri"'nin kuruluşu ile "Türkiye’de Din Eğitimi" yeni bir safhaya girmiştir. (Parmaksızoğlu, 1966: 29)

Din derslerine yönelik pek çok uygulamayı denemiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, "Din Eğitimi" sürecinde zengin bir tecrübeye sahip olduğu görülmektedir. Ancak bu süreçte belki de en olumsuz tablo Tevhid-i Tedrisat kanununa göre açılması taahhüt edilen İmam Hatip okullarının ilgisizlik yüzünden kapanmaya terk edilmiş olmasıdır. Bu süreçte imajı sarsılan ve statüsü düşürülen İmam-Hatip okullarının yeterince talep gelmediği gerekçesiyle kapatıldığı görülmüştür.

Uzun süre kapalı kalan bu okulların, 1950’li yıllardan itibaren yeniden açılmaya başlamasıyla, Türk halkının büyük özlemi, bu okulların açılması sürecinde; hikayeleri kitaplaşacak derecede can siperâne fedakarlıklara sahne olmuştur:
"Köy köy dolaşarak arpa buğday gibi ürünleri çuvallara dolduran, o çuvalları pazar yerinde satan ve bu paralarla İmam-Hatip okullarının binasına çimento ve demir gibi malzemeler alan, ismi bugün unutulup gitmiş nice KAHRAMANLAR"
bunun en güzel örneğidir.

Selçuklular döneminde devletin gözetim ve desteğinde kurulan "Medrese Geleneği"'nin bir devamı olan "İmam-Hatip Okulları" eğitimde modernleşme ile birlikte günün koşullarına göre kendini entegre etmiş bir eğitim kurumu olarak faaliyetlerine devam etmektedir.

"28 Şubat Süreci"'nde "Katsayı Problemi" ve "8 Yıllık Kesintisiz Eğitim Modeli"'yle mağdur edilen ve kısmen sekteye uğratılan bu okullar "4+4+4 Kesintili Eğitim Sistemi"'ne geçilmesiyle birlikte yeniden talep görmeye başlamıştır. İmam-Hatip mezunu bir birey olarak bu okulların çocuklara milli ve manevi değerlerin benimsetilmesinde çok önemli hizmetlerinin olduğu kanaatindeyim.

Bu vesileyle 2012-2013 Öğretim yılında açılan "İmam-Hatip Okulları"'nın vatanımıza ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Alim BAYHAN
 
19.05.2013

Bu haber toplam 2241 defa okundu

Haber Hakkındaki Yorumlar (1)

Tümü

. Mehmet TASKIRAN: Sevgili Salih kardeş yazı muhteşem olmuş. Yazan arkadaştan Allah razı olsun. Bu konu ile ilgili olarak Bursa İlahiyat Fakültesi öğretim Üyelerinden Mustafa ÖCAL'ın Cumhuriyet Döneminde Din Eğitimi" adı altında yazılmış 3 cillik bir eseri mevcuttur. Kitapla beraber bir vcd veriliyor. O vcd de, yaşayan ilk İmam-Hatip mezunları ile yapılmış söyleşiler mevcut. İlgilenenlerin görmesi gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Selam ve dua ile... MT/BYE1982 22.05.2013 

Yorum yazabilmek için sistem girişi yapmanız gerekir.

       Benzer Haberler

Ayşe Ünal AYDIN: RAMAZAN AYI VE TERAVİH NAMAZI

Ayşe Ünal AYDIN: GÜLÜMSEYİN

Alim BAYHAN: DÜNDEN BU GÜNE DİN EĞİTİMİ VE İMAM-HATİP OKULLA

Ayşe Ünal AYDIN: YENİ NESİL TESETTÜR

Ayşe Ünal AYDIN:
"BİR AŞK HİKAY

Ayşe Ünal AYDIN:ZAMANIN ÖNEMİ VE YI

BAŞYAZI:"HİCRET" Ayşe Ünal

ANA-BABAYA İTAAT Mİ? İHSAN MI? Ayşe Ünal AYDIN

DENİZLİ’DEKİ BİR ETKİNLİĞİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ Ayşe ÜNAL AYD

ÇOCUK EĞİTİMİNDE ŞEFKAT VE SORUMLULUK DENGESİ Alim BA

KUR'ÂN TİLAVETİNDE KEMİYET Mİ? KEYFİYE

Konuk Yazar Rasül ÇÖVÜT: YENİ EĞİTİM SİSTEMİNDE İMAMHATİP OR

"DENİZLİ '4+4+4'E HAZIR" TOPLAN

NASIL BİR UMRE?... Ayşe Ünal AY

GÜLLERİN EFENDİSİ A. Ünal AYDIN

"GÜLLERİN EFENDİSİ":EFENDİMİZİN HAYATI SETİ TAMAMLAND

DENİZLİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ AÇILDI

Konuk Yazar Dr.Müh.Haluk Günerman: "JAPONLAR HAKKINDA İKİ TE

SUEDA NUR TEKİN'DEN BİR HİKAYE: "ZEYNEP ile MERYEM

Başyazı: YILBAŞINDA NOEL BABA BEKLEYEN ÇOCUKLARIMIZ

Konuk Yazar: A. Cüneyt TEKİN: ŞEB-İ ARUS KAVUŞMA GECESİ

ÖMÜRLERİ RAMAZAN OLANLARIN AHİRETTEKİ BAYRAMLARI MÜBAREK

HATA VE SEVABIMIZLA

AHMET ŞİŞMAN HAKK'A YÜRÜDÜ.

Başyazı: "İSTANBUL’UN FETHİNDEN GÖNÜLLER FETHİNE"

"Din Eğitiminde Müslüman, Öz Vatanında Parya! ÖYLE Mİ?!!

Başyazı: "İSLAM’DA ÇALIŞMANIN EHEMMİYETİ"

Başyazı: “KUTLU DOĞUM HAFTASI”: HZ. PEYGAMBER SEVGİS

Başyazı: BİLGİSAYAR EĞİTİM İÇİN BİR FIRSAT MI? YOKSA TEHL

Başyazı: ÇOCUKLAR İÇİN DİN EĞİTİMİNİN LÜZUMU

 

 

Yeni Sayfa 1

   
   
E-Posta:
Şifre:
Beni Hatırla

Kaydol

Şifrem?

 

   Site İstatistikleri

   
  Bugünkü sayaç: 6
  Toplam sayaç: 1.059.221
  Toplam Doküman: 1099
  Üye Sayısı: 9884
   


       Anket

 
 
 
 
 
 
 
 
 


Yeni Sayfa 1

duaistiyoruz@dinalemi.net

Tasarım-Hosting: Spark Bilişim