Din aleminin sanal buluşma platformu
Yeni Sayfa 1

Favorilerime Ekle   Anasayfam Yap

BÜYÜKLER İÇİN DERS DOKÜMANLARI Genel Sunumlar İlköğretim Sunumları Lise Sunumları  
Yeni Sayfa 1
"Din Eğitiminde Müslüman, Öz Vatanında Parya! ÖYLE Mİ?!!"
Denizli Milletvekili Adayı, İlahiyatçı Yazar, Salih TEKİN; "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. Maddesine rağmen; hâlâ Türkiye'de kişinin inancını öğrenebilmesinin ve yaşayabilmesinin önünde engeller bulunuyor." dedi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Tam 61 yıl önce 1950'de imzalandı. Türkiye, bu Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954'de onayladı. “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” başlığı altındaki 9. Madde aynen şöyle: “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.” Meseleye "Türkiye'de Din Eğitimi" açısından bakacak olursanız, dininizi öğrenme ve öğretme konusunda ne kadar özgür olduğunuzu daha iyi anlayabilirsiniz.
Sevgili Peygamberimiz; "Çocuklarınıza yedi yaşındayken namaz kılmayı öğretiniz." buyuruyor. Benim vatandaşım da tabii olarak çocuğunun 7 yaşından itibaren en azından namazını kılabilecek kadar "din eğitimi" almasını istiyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise 4. sınıftan itibaren "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersi veriyor." Üstelik “İnsan Hakları Sözleşmesinde” ifade edilen kişilerin tercihine göre “Özel tarzda ibadet, öğretim ve uygulama” şeklindeki bilgi değil, sadece “Din Kültürü ve Ahlak” bilgisi veriyor.
Benim vatandaşım Milli Eğitimden ümidini kesince; 7 yaşındaki çocuğunun en azından namazını kılabilecek kadar "din eğitimi" alması için, yaz tatilinde Cami’ye gönderiyor. Yani Diyanet İşleri Başkanlığının açtığı Yaz Kur'ân Kurslarına. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı da, Allah'ın Evi olan Camilere 5. Sınıfı bitirmeyen öğrencileri kabul etmiyor. Ancak bazı imamlar yönetmeliklere rağmen, “Ben hiç kimseyi Allah’ın evinden kovamam” deme yürekliliğini gösterebilmektedirler.
Benim vatandaşım kararlı. Çocuğuna mutlaka 7 yaşında “Din Eğitimi” aldırmaya başlayacak. Ama bütün yollar kapalı. Ne yapacak? İllegal yollara başvuracak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ne göre mutlak bir hak olan bilgiyi, doğru, pediatrik ve devletin gözetiminde yapmak varken, vatandaş neden illegal çözümlere itilmektedir?
Benim bazı vatandaşlarım da çocuklarını Hafızul Kur’ân yapmak istiyor. 1997 yılından önce vatandaş 5. Sınıfı bitiren çocuğunu Diyanet İşleri Başkanlığının Kur’ân Kurslarına gönderiyor, çocuğu Hafızul Kur’ân olduktan sonra tahsilini devam ettiriyordu. Zorunlu eğitim 8 yıla çıkarılınca, yaşının büyümesi nedeniyle çocuğun Hafızul Kur’ân olması zorlaştırılmıştır.
Oysa Lozan Antlaşması ile gayrimüslimlere, din özgürlüğü tanımış, bu azınlıkların din eğitimi ve din dersleri alma hakkı sağlamıştır. Müslümanlara ise “Din Kültürü” … Yani azınlıklar Hıristiyanlığı, Yahudiliği iyi bir şekilde öğrensinler sonra iyi birer Hıristiyan veya bir Yahudi olsunlar. Müslümanlar ise “Din Kültürü” alsınlar sonra da yarım yamalak Müslüman olsunlar. Öyle mi?
Din Eğitimi güzel bir şekilde ve bilimsel metotlarla verilebilseydi, şu anda büyük girdaplarda olan gençliğin buhranlardan, kötü alışkanlıklardan, insanların hurafelerden, türbelere, ağaçlara çaput bağlamaktan, cinci hocalara gitmekten, kendisinin veya başkasının hayatına kastedebilecek kadar ruhsuzlaşmasından v.b. nice kötülüklerden uzaklaşmasına vesile olunabilirdi. Zira 1943 yılında yapılan Milli Eğitim Şurasında; çocukların büyüklerine karşı saygı göstermemesi, Komünizme karşı dinin gücünden yararlanma, dinin Türk kültürünün önemli bir unsuru olması, ölen yakınlarının arkasından gençlerin Kur’ân okumayı bilmemesi vb. gerekçelerle, okullarda “Ahlak Eğitimi” verilmesi kararı alınmıştır.
Bu günkü manzaradan anlaşılıyor ki; maalesef Türkiye İnsan Hakları konusunda sınıfta kalmaya, 1954'de onayladığı sözleşmeyi de ihlal etmeye devam ediyor.
ÇÖZÜMLER:
1- Din eğitimi önündeki engeller kaldırılmalı, herkesin inandığı dini öğrenmesi ve çocuklarına öğretmesi için gerekli alt yapı hazırlanmalıdır.
2- “Din Kültürü” dersi diğer tüm dinler hakkında genel bilgi sahibi olmayı sağlayacak şekilde müfredatı değiştirilerek zorunlu ders olarak okutulmaya devam edilmelidir.
3- İlk ve orta öğrenimde seçmeli ders olarak “Din Dersi” konulmalıdır.
4- Sivil toplum örgütlerinin, devlet denetiminde bilimsel yöntemlerle çocuklara “din eğitimi” verebilmesi için ortam hazırlanması sağlanmalıdır.
5- Kur’an kursları için uygulanan yaş sınırlaması kaldırılmalıdır.
6- Zorunlu eğitim ve öğretim 5+3 şeklinde kademeli olmalıdır.
7- İlköğretimde beşinci yıldan sonra çocukların yetenekleri ve velilerin talepleri doğrultusunda değişik programlara yönlendirilmesi sağlanmalıdır.

Mehmet TASKIRAN yazmış:
"ALLAH RAZI OLSUN...
DERDİMİZİN TERCÜMANI OLMANDA RABBİM GÖGSÜNÜ AÇSIN DİLİNİN BAĞINI ÇÖZSÜN SENİ DİNLEYENLERİN VE OKUYANLARIN ANLAMA KABİLİYETİNİ ARTIRSIN. SELAM VE DUA İLE..."

Erdal ERCAN
yazmış:
"EE NE DEMEK İSTİYORSUN HOCAM. NAMAZ KILMAYI DEVLET ÖĞRETMEZ. ANNE BABALARIN GÖREVİDİR. OKULLARDAKİ BİLGİ VE ORTAMLA KAÇ ÇOCUK NAMAZ KILIYOR Kİ. HER ŞEY AİLE DE HOCAM. BİZİM DİN DERSİ ÖĞRETMENİ OLARAK GÖREVİMİZ YAŞAYARAK ÖRNEK OLMAMIZDIR. BU KONUDA ÇOK PROBLEMLER VAR. SİZE MİLLETVEKİLLİĞİ ADAYLIĞINDA BAŞARILAR DİLERİM."

Salih TEKİN:
"ERDAL KARDEŞ, HAKLISIN BÜTÜN İŞ BİZ İLAHİYATÇILARA DÜŞÜYOR AMA; MİLLİ EĞİTİM VE DİYANETTEN "DİN EĞİTİMİ" KONUSUNDA HERHANGİ BİR DÜZENLEME TALEBİMİZ OLMAYACAK MI?"

İsmail TAŞPINAR Yazmış:
Milletvekili seçim çalışmalarınızla ilgili yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.
Bu son yazınızdaki görüşleri ben de destekliyorum.
Bu arada; zaten 'din kültürü' olarak verilen dersin 'dinleri' kapsayacak şekilde genişletilmesine ihtiyaç olmadığını düşünüyorum. Burada, herhalde kanun koyucu tarafından ülkemizin 'dini kültürünün' öğretilmesi hedeflenmektedir. İslam'ın dışında bu ülkenin 'dini kültürü' olmadığına göre; budizm ve hinduizm gibi dinlerin öğretilmesi gereksizdir. Hıristiyan ve Yahudi kültürü ile ilgili bilgiler, hem azınlık okullarındaki müfredatlarda bir şekilde öğretiliyordur. Bunun dışında, Diğer dinlerle ilgili bilgiler ancak liselerde öğretilebilir.
Ayrıca, 'Zorunlu eğitim' tabirinin tekrar 5 yıla çekilmesi taraftarıyım. Neden derseniz; birçok çocuğun ilkokul 5. sınıftan sonra çırak olarak bir ustanın yanında kendini erkenden yetiştirmek isteyeceğini düşünüyorum. Bunu en çok da öğrencilerin 'velileri isteyecektir. Çocuklarının nasıl yetişeceğini en iyi veliler ve ebeveynler bilir herhalde. Malumunuz, belli bir yaştan sonra çocukların 'çıraklık' yaşları da geçiyor. Bu nedenle, 'eskiye' dönüş gibi algılanabilecek bile olsa; aslında 'doğru olana dönüş olarak algılanacağını düşünüyorum. Bu vesileyle, 8 yıllık eğitimin öğrenciler yönüyle, öğrenci-öğretmenler yönüyle ve okul idaresi yönüyle etraflıca değerlendirilmesinin tam zamanıdır diye düşünüyorum.
Tekrar çalışmalarınızda başarılar dilerim. Selamlar.

Alim BAYHAN
yazmış:
Salih hocam yazınızı dikkatle okudum, yıllarını eğitime vermiş biri olarak tespitleriniz son derece yerinde ve din eğitiminin sorunlarını çok güzel bir şekilde ortaya koymuşsunuz,çözüm önerilerinizden mevcut DKAB dersinin zorunlu olarak devam etmesine ve ek olarak isteğe bağlı din eğitimi dersinin konması fikrini ben de benimsiyorum.Bu derslere ilave olarak ben okullarda "Değerler Eğitimi" diye bir dersin olması gerektiğini bu dersin hocalarının özel olarak yetiştirilmesi ve bu hocaların öğrencileri birebir takibe alarak değer kazanımları sürecini yakından takip etmesi gerektiğini yani bir nevi öğrenciler için bir yaşam koçu işlevi görmesinin uygun olacağını düşünüyorum.Ayrıca Batıda 6 yaşına gelen hristiyan bir çocuğa kilise eğitimi verilmeye başlanmasından hareketle bizim de DKAB dersini çocukların seviyesine uygun olarak İlköğretim 1.sınıftan itibaren vermemizin gerekli olacağı kanaatindeyim, yaz kuran kurslarında da aynen 5.sınıf seviyesinin 1.sınıf seviyesine çekilmesinin gerekliliğine inanıyorum.Ayrıca rahat bir uygulama imkanı sunması açısından okullarda fen ve teknoloji dersleri için tahsis edilen laboratuvar benzeri bir yerin DKAB dersleri için de tahsis edilmesinin gerekli olduğu düşüncesindeyim.Ayrıca çiçeği burnunda bir siyasetçi olarak bizim sorunlarımızı masaya yatırdığınız için size müteşekkiriz.Çalışmalarınızda muvaffakiyetler diliyorum. Selam ve dua ile...
 
26.05.2011

Bu haber toplam 2139 defa okundu

İlk Yorumu Siz Yazınnn

Yorum yazabilmek için sistem girişi yapmanız gerekir.

       Benzer Haberler

Ayşe Ünal AYDIN: RAMAZAN AYI VE TERAVİH NAMAZI

Ayşe Ünal AYDIN: GÜLÜMSEYİN

Alim BAYHAN: DÜNDEN BU GÜNE DİN EĞİTİMİ VE İMAM-HATİP OKULLA

Ayşe Ünal AYDIN: YENİ NESİL TESETTÜR

Ayşe Ünal AYDIN:
"BİR AŞK HİKAY

Ayşe Ünal AYDIN:ZAMANIN ÖNEMİ VE YI

BAŞYAZI:"HİCRET" Ayşe Ünal

ANA-BABAYA İTAAT Mİ? İHSAN MI? Ayşe Ünal AYDIN

DENİZLİ’DEKİ BİR ETKİNLİĞİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ Ayşe ÜNAL AYD

ÇOCUK EĞİTİMİNDE ŞEFKAT VE SORUMLULUK DENGESİ Alim BA

KUR'ÂN TİLAVETİNDE KEMİYET Mİ? KEYFİYE

Konuk Yazar Rasül ÇÖVÜT: YENİ EĞİTİM SİSTEMİNDE İMAMHATİP OR

"DENİZLİ '4+4+4'E HAZIR" TOPLAN

NASIL BİR UMRE?... Ayşe Ünal AY

GÜLLERİN EFENDİSİ A. Ünal AYDIN

"GÜLLERİN EFENDİSİ":EFENDİMİZİN HAYATI SETİ TAMAMLAND

DENİZLİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ AÇILDI

Konuk Yazar Dr.Müh.Haluk Günerman: "JAPONLAR HAKKINDA İKİ TE

SUEDA NUR TEKİN'DEN BİR HİKAYE: "ZEYNEP ile MERYEM

Başyazı: YILBAŞINDA NOEL BABA BEKLEYEN ÇOCUKLARIMIZ

Konuk Yazar: A. Cüneyt TEKİN: ŞEB-İ ARUS KAVUŞMA GECESİ

ÖMÜRLERİ RAMAZAN OLANLARIN AHİRETTEKİ BAYRAMLARI MÜBAREK

HATA VE SEVABIMIZLA

AHMET ŞİŞMAN HAKK'A YÜRÜDÜ.

Başyazı: "İSTANBUL’UN FETHİNDEN GÖNÜLLER FETHİNE"

"Din Eğitiminde Müslüman, Öz Vatanında Parya! ÖYLE Mİ?!!

Başyazı: "İSLAM’DA ÇALIŞMANIN EHEMMİYETİ"

Başyazı: “KUTLU DOĞUM HAFTASI”: HZ. PEYGAMBER SEVGİS

Başyazı: BİLGİSAYAR EĞİTİM İÇİN BİR FIRSAT MI? YOKSA TEHL

Başyazı: ÇOCUKLAR İÇİN DİN EĞİTİMİNİN LÜZUMU

 

 

Yeni Sayfa 1

   
   
E-Posta:
Şifre:
Beni Hatırla

Kaydol

Şifrem?

 

   Site İstatistikleri

   
  Bugünkü sayaç: 64
  Toplam sayaç: 1.081.090
  Toplam Doküman: 1077
  Üye Sayısı: 9925
   


       Anket

 
 
 
 
 
 
 
 
 


Yeni Sayfa 1

duaistiyoruz@dinalemi.net

Tasarım-Hosting: Spark Bilişim